Akşam Gazetesi PDF Yazdır E-posta
İlhan Uçkan'ı anlama kılavuzu
 Kadınları Kullanma Kılavuzu, Erkekleri Kullanma Kılavuzu, Doğru Erkeği Bulma Kılavuzu, Aşk Büyüsü gibi kitaplarıyla birlikte, Milliyet Gazetesi'ndeki 'bilirkişi raporu' adlı köşesinden tanıdık İlhan Uçkan'ı. İlişkiler üzerine yazılarıyla her hafta okuyucularına hitap eden Uçkan, çok geçmeden 'Türkiye'nin ilk ilişki danışmanlık şirketi' diye duyurduğu Kırmızı Danışmanlık'ı, Nişantaşı'nda kurdu. İşte her şey bundan sonra başladı. Özellikle medyada Uçkan'a 'nasıl bu işin uzmanı olur' diyen onlarca kişi 'kılllandı.' Gerçekten bir gazetecinin -ki o gazeteci olduğunu kabul etmiyor, yazarım diyor- 'ilişkilerin matematiğini çözüp' mutlu çiftler yaratma uğraşı çok yadırganacak bir şey mi? Bizim söyleşiden çıkardığımız en temel olgu İlhan Uçkan'ın ilişkilerden çok önce memleket insanını çözmüş olması. İşin komik tarafıysa 'memleket insanını çözmüş' diğer 'bilirkişilerin' de İlhan Uçkan'ın müşterisi olması.
 
  • Medya çalışanları ilişkileri çözmüş tavrınıza fena takmışlar.

    Ne diyorlar?

  • 'Gıcık, nereden biliyor bu işi. Bu işin uzmanı mı' diyorlar.

    Kıskançlık işte.

  • Belki bir şey yapmadan para kazandığınızı düşündükleri için.

    Çok para kazandığımı düşünüyorlar öyle mi? Yani ben 'aman da nasıl para kazanayım' derdinde değilim. Geliştirdiğim bağlam orijinal. İlişkiler üzerine benim tarzımda kafa yoran başkası yok. Ben benzersiz bir boyut getirdiğim için ilgi görüyorum. Bu tür konulara 'ben de sebepleneyim' diye yaklaşan kişilerin beni anlamasını beklemiyorum. Para faturalarımı ödeme aracıdır. Faturalarımı ödüyorsam gerisi önemli değildir.

    HAK EDİYORUM

    Artan parayı bağış mı yapıyorsunuz?

    Hayır, fazla param yok zaten. Onların kafasındaki limitlerle benim kafamdaki limitler çok farklı. Ben kendi standartlarımı karşılamakla yetinebilirim, özenmem. O yüzden benim çok kazandığımı düşünüyorlar. Param artarsa da yeni projelerime yatırım yaparım. Seyahate çıkarım, gündelik hayatımda farklılık yaratırım

    Belki de popüler olmanızdan kaynaklanıyor size tepki...

    15 yıldır bu konuda çalışıyorum ve bu alanı özgün bir biçimde geliştirdiğimi düşünüyorum. Bu pekala da 'uzman' olmak demek. Farklı bir bakışım var ki bu kadar ilgi görüyor yazdıklarım. Bence o bana gıcık olanlar da ilişkileri çözdüğünü düşünüyor ama onlar maalesef bu işi çözememiş tipler. Ayrıca ben daha önce çalıştığım yerde çok ciddi paralar kazanıyordum. Yani para meselem olmadı.

    Ama size mail atıp ya da telefon açıp ilişkiler üzerine soru sormanın da tarifesi var?

    Eğer birinin ilişkisindeki açmazları çözmeye ciddi bir emek harcıyorsam, bunun bir bedeli olmalı elbette. Danışmanlık ücretlendirilmesi gereken bir meslektir. İnsanlar bedel ödemedikleri fikri kendilerine ait kılamazlar. Ayrıca kendimi başkalarına vakfedip hayır işleme yanılsaması içine hiç girmedim.

    Bu işin uzmanı nasıl olunuyor?

    'Erkekleri Kullanma Kılavuzu' adlı kitabım ve gazetede yazdığım 'Bilirkişi Raporu' başlıklı yazılara gelen geri dönüş sonrası oluştu bu. Bir baktım, birçok insan ciddi biçimde benden danışmanlık alıyor ve önerilerim etkili oluyor. Bunu profesyonel bir çerçevede yapmak daha doğru bir tavırdı. Ayrıca burada cahili olsak da başka ülkelerde hayli yerleşmiş bir sektör bu.

    Bilirkişi olmak hoşunuza mı gidiyor?

    Kimin gitmez ki? Bu sıfatı hak ediyorum, bu yüzden hoşuma gidiyor. Bu yazarlık, danışmanlık, TV programı türü faaliyetlerimin doğal bir sonucu. Ayrıca reklama ihtiyacım yok. Kulaktan kulağa en etkili iletişim.

    Sadece kulaktan kulağa mı? Köşenizde danışmanlık şirketinizden bahsettiniz...

    Hayır. Köşemi böyle bir iletişim için hiç kullanmadım. Şirketimin adı sadece bir defa Ayşe Özyılmazel yazdığında ben de ona cevap yazarken geçti köşemde. Köşemin benim belirlediğim bir formatı var. Orada ne kendimin ne de başkalarının reklamına yer var.

    Pazar günleri herkes köşesinde ilişki uzmanı oluyor, ama ticaret yapmıyorlar.

    Ben 'hayırseverlik' kültürünün büyük bir kısmını ikiyüzlü bulurum. Böyleleri o zaman köşelerinin karşılığında para almasınlar, kitaplarını da hayır uğruna bedava dağıtsınlar! Doğrusu bir itirazım olmaz. Bu 'ticarete dökme' eleştirisi de bana pek bir boş geliyor. Nerede yaşıyoruz ki? Uzaylı mıyız? Bu başka bir durum. Başkasının başarısını kabullenememe.

    İlişkilerdeki temel sorunları kavramak, çözüm bulmak gerçekten çok mu zor? Her şey ortada değil mi?

    Mesele orada zaten. İki nokta arasında en kısa yol doğru bir çizgidir. Bazen o çizgiyi hayatı eğlenceli hale getirmek için eğlenceli çizersin. Zig zag yaparsın. Bazen yay yaparsın. Oyun teorisi bunu yapar ilişkide. Yani insanın ilişkisini kendisinin düzenlemesinin yolunu açar. Oyuncu mu olacaksınız, oyuncak mı? Mesele bu kadar basit.

    OYUN TEORİSİ

    Oyunlar saçma değil mi?

    Bu bence bilgiden korkmak demek. Oyun insanlık tarihi kadar eski. Tıpkı ilişkiler gibi. İki kişinin olduğu her yerde oyun da vardır. Dilde de, alışverişte de, ilişkide de oyun vardır. Oyunun farkına varıp daha güzel oynamak mümkünken, niçin tüketim oyunlarının kurbanı olalım.

    Ama bunlar yaratıcı, hayata değer katan oyunlar değil ki. Çok ilkel. Mesela bir yazınızda kadına şöyle sesleniyorsunuz; 'Eğer telefonda hoşunuza gitmeyen bir şey söylerse karşınızdaki adam telefonu kapatın. Ararsa yine kapatın.' İş mi bu şimdi!

    Bunun neresi ilkel? Telefonla istediği tarzda iletişim kuramıyorsa elbette kapatacak. İletişimi kesintiye uğratarak daha yaratıcı, daha az klişe tepkilere meydanı açacak. Bu mu ilkel? Asıl telefonun uzaklığına sığınıp bayağı tepkiler göstermek ilkel.

    İyi de 2 saat sonra sevişecekler muhtemelen, ne gerek var?

    Zaten kavga ediyorsanız telefonu kapatın diyorum ya ben de! Ustaca kurulmuş bir oyunda iletişim daha hakiki hale geliyor. Telefon oyunu tam da ilişkide gerilimin aşırı gazını boşaltıp hakiki iletişime ortam sağlama oyunudur.

    Kafka da Milena da oyun oynamıştır ama böyle değil!

    Onlar mektup yazıyorlardı. Koşullar gereği ne yazık ki bir araya gelemiyorlardı ki rahat rahat oynasınlar. Ama mektuplarında süregiden bir oyun özlemi de var.

    Sizin yaptığınız işi çok basit bulanlar var. Yani ilişkiler üzerine bir şeyler söylemek...

    İnsanlar kendileri kadar bilirler. İlişkiler üzerine yazılmış ve söylenmiş devasa bir literatür var. Felsefeden edebiyata, bilimden ekonomiye çok farklı alanlar bir biçimde gelip ilişkiler üzerinde kesişiyor. Çok mu basit? Hadi canım!

    Size gelenler zeki insanlar mı?

    Mesele zeki olup olmamak değil. Hayatta birçok tuzak var. Yolunu şaşırabilirsin rahatlıkla. Yolunu bulmayı istemek bile en önemli zeka belirtisidir.

    Yolunu şaşırmak da ne demek, bir ilişki de bize öğretilen en büyük yalan, oyun değil mi?

    Bana göre en büyük yalan şu: Bilmem kaç yaşına gelince evleneceğim, bilmem kaç arabam olacak, arabamı iki yılda bir yenileyeceğim, sonra ev alacağım, evin kredi borcunu 30 yıl geri ödeyeceğim. Yolunu şaşırmak bu. 'Öğrenilmiş yalan' asıl bu işte! Başkalarının izinden yürürken kendini kaybetmekten büyük yalan olabilir mi? Oyun oynamak kendinizin farkına varmanızı sağlar.

    ŞAMAN GİBİ...

    'İlişkim iyi gitmiyor,' 'başkasını arzuluyorum,' 'eskisi kadar beni istemiyor' gibi aslında normal her insanın yaşayabileceği durumları büyük bir sorun gibi değerlendirip, onları yardım almaya itmekÉ Ya da onlara yolunu şaşırdı muamelesi yapmak en büyük oyun değil mi?

    Bunlar her insanın yaşadığı sorunlarsa eğer, insanlar hala bu tür sorunları yaşıyorsa demek ki asıl sorunları bunlar değilÉ İnsanlar sorunlarını teşhis edemediklerinde profesyonel yardım alırlar. Eskiden şamanlara giderlerdi, şimdi de psikiyatrlara, benim gibi danışmanlara gidiyorlar. Bundan doğal ne olabilir!

    İLİŞKİYE NEDEN BAŞLADIKLARINI BİLMİYORLAR

    Danışmanlık şirketinize en çok ne için geliyorlar?

    Genellikle insanların istediklerini sandıkları şeyleri değil de, tam olarak tanımlayamadıkları şeyleri istemeleri sorunuyla karşılaşıyorum. Bu durumda önerdiğim stratejiler, insanın kendini keşfetmesine odaklanıyor. Böylece asıl arzusunun peşinden gidebilecek cesareti bulabiliyor. Geçenlerde ilk defa biri son derece net bir şekilde 'çok aşığım ama ondan ayrılmak istiyorum' dedi mesela.

    Öneriniz ne oldu peki?

    Neden hayatında o kişiye ihtiyaç duyduğunu fark etmesi gerektiğini, aslında iyi bir şey hak ettiğini, kendini ödüllendirmesi gerektiğini söyledim. İhtiyaç duyduğu şeyin o kişi mi yoksa onun temsil ettiğini düşündüğü şeyler mi olduğunu sorgulamak gerek. İnsanlar ilişkilerine neden başladıklarını bilmiyor, dolayısıyla nasıl yürüteceklerini de bilemiyorlar. Hep kalkanlar, korumalar... Sosyal klişeler... Aşk acıdır mesela. Acıysa acı, yaşa işte. Önemli olan insanın neyi istediğine karar vermesi. Mesela kadın evlenecek, şu soruyu sormalı kendine: 'Ben evin kapısından girince mi mutlu olmalıyım, yoksa sosyal konumum iyi mi olmalı' ya da 'ben şefkat mi istiyorum yoksa başka bir şey mi...'

    Peki gazetecilik, ilişkiler uzmanlığı, danışmanlık şirketiÉ Tüm bunları düşündüğünüzde siz ne istiyorsunuz? Hayaliniz ne geleceğe dair?

    Bir hayalim var! Yaşlıyım, evimin bahçesinde, salıncaktayım, önümde küçük bir masa, üstünde de laptopÉ Etrafta torunlar koşturuyor, eşim çiçekleri suluyorÉ Son derece keyifli.

    'Ne zaman sevişeceğiz' diye size mail atanlara mı cevap yazıyorsunuz?

    Hayır aşk romanları yazıyorum.

    Aykut Aykanat