Banner

İLHAN UÇKAN İlişki Danışmanlığı

GERÇEK BİR "KADIN" MISINIZ?

“Kadın gibi fingirdeme!” “Kadın gibi kırıtma!” “Kadın gibi gülme!” “Kadın aklı!” Bunlar artık tarih olmuş cümleler. İyi bakın, doğru düşünün. Etrafta bir tane bile hakikaten fingirdeyen, oynaklık yapan, şen şakrak kahkahalar atan, kafasını kullanan kadın var mı? Yok!

Ya küçük kızlar gibi saç burup çocuk gibi davranıyorlar, ya hanım hanımcık kadın rolüyle kendilerini var etmeye çalışıyorlar. Bir başka tür de, memelerini iyice şişirtip, ardından da üzerlerine estetik cerrah reklamı almış gibi sergileyerek, “seksi” ve “dayanılmaz” olduklarını zannediyor.

Silikonlu göğüsler erkekleri tahrik ediyorsa, bu olsa olsa “mutant sempatisi”dir.

Ama “Lolita düşkünlüğü”, “bakire sendromu” ve “mutant sempatisi”nin objelerini bir araya topladığınız vakit bile bir “kadın” etmez!

Kadın dediğin, hem endamıyla, hem de aklıyla ele avuca gelmeyen, erkeği sürüm sürüm süründüren bir şeydir!

Öyle “Bana ne, bana ne, beni de al, beni de al…” diye, şarkılı türkülü, erkeğin önünde kuyruklara girmez mesela. Bu kuyruklarda erken gelen öne geçmiyor ne de olsa.

En çok “kadınlık meziyeti”ni kendinde barındıran, tek başına, bütün endamıyla tarihe heykel oluyor. En iyisinden, gelecek vaat eden bir erkeği alıp, adam ediyor. Onu krallığın oynak taburesine, başında teneke tacıyla oturtuyor.

Değmeyin bir daha keyfine…

☼☼☼☼☼☼☼

Test:

Gerçek bir “kadın” mısınız?

Sizin için minik bir test hazırladım. Aşağıdaki sorulara “evet” ya da “hayır” cevabı vererek kadın olmanın tadını çıkaranlardan mı, yoksa “Ay, kadın olmak çok zor” diye yakınanlardan mı olduğunuzu öğrenebilirsiniz:

1- Kaprisli misiniz?

2- Naz yapmayı biliyor musunuz?

3- Kıskanç olmakla övünüyor musunuz?

4- Rahatça ağlayabildiğiniz için mutlu musunuz?

5- Süslü iç çamaşırlarını, renkli giysileri seviyor musunuz?

6- Şefkatli, duygulu, kırılgan görünebiliyor musunuz?

7- Gururlu musunuz?

Yukarıdaki sorulardan bir tekine bile “hayır” dediyseniz, inanın kendinize yazık ediyorsunuz. İnsan kadın olup da kadınlığının tadını çıkarmıyorsa aklı karışmış demektir!

☼☼☼☼☼☼☼

“Kadınlık” dersi:

1- Konuşma: Cümleler tane tane olmalıdır. Sakin, gerekli kelimelere vurgu yapmayı ihmal etmeden, içten gelen, ikna edici, kendine güvenen bir ses tonuyla konuşun. Kendine özgü hoş bir kahkahayı da unutmamak lazım elbette…

2- Hal ve hareketler: Bir kadın öncelikle kendisi için bakımlı olmalıdır. Saçı başı düzgün, giysileri temiz, ayakkabıları her zaman pırıl pırıl…

Haline gelince: Şefkatli, içten, duygulu, dengesiz, arzulu, şirret, melek…

Yani kadın dediğin, duygularına engel olmamalı, o anda içinden nasıl geliyorsa öyle davranmalıdır.

Kıskanç olmayan, ağlamayan, kavga etmeyen kadın olur mu hiç? Zaten çekici olan da kadının hesaplanamaz ruh hali değil midir?

Bütün bunlar bir yana, bir kadın kendi değerinin farkında olmalıdır. Değerini ölçmeyi asla başkasına bırakmamalıdır. Tek olmalıdır. Başkalarının görünüşü, konuşması, hal ve hareketlerinden kendine yama yapmamalıdır. Ne o öyle seri üretim gibi!

3- Şaşırtma: Bunlar yetmez. Kadın dediğin bir çok konuda bilgi sahibi olmalıdır. Merakına ve öğrenme isteğine engel olmamalıdır. Bilgi her zaman elinizi güçlendirir. Sadece kendi ilgi alanınıza dair bilgiler de değil bunlar, ekonomi, politika ve daha bilumum aktüel konuya kadınsı karmaşık zekayı ekleyin, bakın nasıl hoş bir karışım doğuyor.

Gizli tedavi: Bir kadın asla bilgisinin sınırlarını açık etmemelidir. Bırakın sizi “Hiçbir şeyden anlamaz!” zannetsinler…

☼☼☼☼☼☼☼

Yazının devamı için bkz. İlhan Uçkan, “Aşk Oyunları Kılavuzu”, (Artemis Yayınları)

İLHAN UÇKAN – OYNAYANİNSAN DANIŞMANLIK
TÜRKİYE’NİN İLK VE YEK İLİŞKİ DANIŞMANI
RANDEVU: 0533 303 1024

Toplam Yorum: ...
  • 2012-08-27 17:17:26 +0300
    ÇOK HOŞ
  • 2012-10-11 15:35:01 +0300
    Gunumuz iliskileri gercekten sahte bakış yönlendirme amaçlı sevgi rolü
  • 2012-10-26 22:35:43 +0300
    mikemmel
  • 2013-07-29 07:22:46 +0300
    haha dmek kadın gbı kadinim soruların hepsi bende erkek gbi bi erkek war ki beni keşfeden herşey dengesizlik dengesi yahu
  • 2013-09-08 14:58:56 +0300
    kızlar gelin sevişelim size hastayım zikerim sizi
captcha
Resimde gördüğünüz harfleri yukarıdaki alana giriniz
taktik

ACİL AŞK TAKTİKLERİ

MEKTUP KÖŞESİ

ders

AŞK DERSLERİ

 

AŞK DERSLERİ KİŞİYE ÖZEL YA DA GRUPLAR İÇİN 4 GÜNLÜK BİR DERS PROGRAMIDIR. HER DERS 90 DAKİKA SÜRELİDİR.
LÜTFEN BİLGİ ALINIZ.

video

KIZ TAVLAMA
REHBERİ:

SON YAZILAR:

 

Papatya falı gibi…

Seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor…

 

Papatya ne bilsin ki bizi sevip sevmediğini!

Bilsek bilsek biz biliriz.

 

İşte size yaptığımız hatalardan biri daha…

Bu bir “temel bilgi” hatası…

Kendimize dair bilgi noksanlığı sonucu karşımızdaki hakkında bizi hata yapmaya sürükleyen türde bir hata…

Eğer sevgilimizin bizi sevip sevmediği sorusu aklımızı fazla meşgul ediyorsa, bunun iki sebebi vardır:

 

  • § Birincisi; sevmiyordur.

 

Çünkü insan sevildiğini hisseder.

Hissetmiyorsak “sevmiyor” demektir.

 

  • § İkincisi; biz kendimizi bilmediğimiz gibi üstelik sevmiyoruzdur da.

 

Aslında, kendini sahiden toptan seven insan var mı diye de hep merak etmişimdir.

Yoktur elbette, ama kendiyle barışık olanı, kendine “sevgiyle” yaklaşanı vardır.

Sevilmek, hele ki aşk ilişkisinde karşı tarafın bizi sevmesi ya da sevmemesi elbette çok önemli...

Ama “Beni seviyor mu” sorusuna takıldığımız anda, tuzağa düştüğümüzün resmidir!

Hemen kendimizi sevdirmek için cebelleşmeye başlayıveririz.

Zira bu soru aklımıza geldiğine göre tehlike çanlarını zaten duymuşuz demektir.

Kuaföre gideriz, manikür, pedikür ekstra seanslara dönüşür, arkasından onun sevdiği giysilerle ortalarda dolanmak, onun istediği gibi oturup kalkmak…

Hatta eskiden âşık olduğu ve bitmiş bir ilişkisi varsa o kadına dönüşme çabaları... Yani bitmiş işte, bunu ne diye yapıyorsak artık…

Yetmez, annesine benzeriz. O da yetmez, o gak demeden biz cıvıldayan kuş oluruz…

Ay, iç bayıcı!

Bu aslında “kendini sevmeye çalışmak” için bilinçsiz bir çabadır. Üstelik kendimizi karşımızdakinin aynasında sevmeye çalışmak gibi çok temel bir hatayla birlikte bu bilinçsizlik bir “hata reaktörüne” dönüşür!

İnsan yüzleşince kendinden sıkılıyor vallahi.

Zaten bu “kimyamıza ters” şablon kılıklarına sığışma çabaları, yine kimyamızı harekete geçirip bilinçsizce oyun bozucu kılar bizi.

Daha yaparken bozmak biz kadınların elimizin yatkın olduğu bir şeydir.

Kendimizi bir başkasının kurgusal gözünden sevme çabaları kendimizi zavallı hissetmemize, bu da bir dizi içgüdüsel reaksiyona yol açar.

“Bizi seviyor mu” diye düşündüğümüz andan itibaren, sevilmemek için elimizden ne geliyorsa yapmaya başlayıveririz…

En iyisi, gelin bu saçma gerilimi yaşamadan daha yararlı şeyler yapalım:

Mesela, “Beni neden sevmesin ki, şahaneyim, dişlerim de porselen değil, burnum da, göğüslerim de öz be öz kendimin!” diyerek başlayabiliriz nefes almaya.

Hani silikonluysanız, ya da dişleriniz porselense, ya da ne bileyim, burnunuzu azıcık rötuşlattıysanız da kompleks yapmayın canım, bunlar lafın gelişi. Bu sefer de “Kendime bakıyorum, kendimi yapıyorum, kendimden hoşnudum” dersiniz, olur biter.

Oturun, elinize bir kâğıt ve kalem alın, başlayın kendi artılarınızı alt alta yazmaya.

En önemli sevilme sebebimiz bizden bir tane daha olmamasıdır, bunu da unutmayın.

Herkeslere benziyorsak bizi kim niye herkesten fazla sevsin ki, kopyalarımızın sayısı değerimizi belirler!

Aklımızdan çıkarmamamız gereken en önemli nokta, “hakiki” olmamızdır. Orijinal değerlidir.

Buradaki “orijinallik”, estetiksiz, bakımsız, içine dönük olmak değil. Karıştırmayın sakın! Orijinallik kendi potansiyellerinizi geliştirdiğiniz ölçüde farklılık ve değer sağlar. Önemli olan gelişirken kendiniz olarak kalıp benzersizliğinizle kendinizi beslemenizdir…

 

  • Mesela, kimse bizim kadar tutkulu olmayabilir…
  • Ya da başka kimse bizim gibi gülemiyordur belki de!
  • Ya da ne bileyim, ağlarken gözlerimiz çok güzel parlıyordur…
  • Belki de çok güzel sevişiyoruz…
  • Belki çok zekiyiz ve zekâmızı doğru kullanıyoruz.
  • Ya da karşımızdaki kişiyi bizim sevdiğimiz gibi sevebilecek bir kişi daha yoktur.
  • En önemlisi de bizim onu sevdiğimiz, onun sevildiği kadar bir başkası daha var mıdır acaba böylesine çok ve cesurca sevilen…

 

Tek denge unsurunuz kendinize duyduğunuz güven olsun. Ama bilgiye, kendiniz hakkında bildiklerinize dayanan bir güven olsun bu. Boş gurur ve hırs değil.

Siz kendinize sevgiyle yaklaştıkça, kendinizi orijinaliniz olarak yeniden yarattıkça duyduğunuz keyif, sevginin sizden yayılmasına, hatta ışımasına yol açacaktır.

Belki de gülüşünüzün o kadar aydınlık, gözlerinizin bu kadar parlak olmasının sebebi de budur. Belki o da sevgiyi kendinden yayan bu enerjinize âşık olmuştur. Kim bilir?

Gördünüz mü, bizi sevmeyip de ne yapacaklar?

Seven sevsin, sevmeyen defolup gitsin canım, bu kadar basit!

Yeter ki kendinize duyduğunuz sevgiyi kaybetmeyin.

Ama hala içiniz rahat değilse, “bilmeliyim, bilmeliyim, emin olmalıyım işte” diye diye kendinizle didişiyorsanız, kendinize bir iyilik yapıp garantili bir hileye başvurabilirsiniz.

 


 ...

 

(09.04.2014, SAAT 23.00)

BU GECEDEN İTİBAREN HAFTADA BİR GÜN GERÇEKLEŞTİRECEĞİMİZ ONLINE SOHBETLERİMİZ BAŞLIYOR!

 

İLİŞKİLERİNİZLE İLGİLİ ÖZEL YA DA GENEL SORMAK İSTEDİĞİNİZ SORULARINIZI ŞİMDİDEN HAZIRLAYIN.

 

CANLI OLARAK GERÇEKLEŞTİRECEĞİMİZ SOHBETLERİMİZDE, İLHAN UÇKAN, MÜMKÜN OLDUĞUNCA FAZLA SORUYA CEVAP VERMEYE ÇALIŞACAK.

 

SOHBETE NASIL KATILACAKSINIZ?

BE GECE SAAT 23.00'TE İLKİNİ GERÇEKLEŞTİRECEĞİMİZ ONLINE SOHBETE KATILABİLMENİZ İÇİN, CEP TELEFONUNUZA, TABLETİNİZE ÜCRETSİZ BİR PROGRAM OLAN "HANGOUTS" YÜKLEMENİZ YETERLİ.

PROGRAMI YÜKLEME İŞLEMİNİ GERÇEKLEŞTİRDİKTEN SONRA SAAT 22.45 İTİBARİ İLE İLHAN UÇKAN'IN FACEBOOK VE TWITTER SAYFASINDAN

(https://www.facebook.com/ilhanuckan) 

https://twitter.com/ilhanuckan

DUYURACAĞIMIZ LİNKE TIKLADIĞINIZDA "SOHBETE KATIL" İLE GÖRÜŞMEYE KATILABİLECEKSİNİZ.

 

PROGRAMIN BELLİ SAYIDA KULLANICIYI KABUL ETMESİ NEDENİYLE, KATILAMAYANLAR SOHBETİ AYNI ANDA YouTube'DAN İZLEYEBİLECEK VE SORMAK İSTEDİKLERİ SORULARI TWITTER ÜZERİNDEN SORABİLECEK. 

SORULARINIZI ŞİMDİDEN TWITTER ÜZERİNDEN

@ilhanuckan: Sorunuz?

ŞEKLİNDE YAZMAYA BAŞLAYABİLİRSİNİZ...

 

TÜRKİYE SAATİ İLE SAAT 23.00'TE GÖRÜŞMEK DİLEĞİYLE...

HEPİNİZE KEYİFLİ SOHBETLER DİLİYORUZ...

 

İLİŞKİNİZİ ŞANSA BIRAKMAYIN, İLHAN UÇKAN'A SORUN!

 

 

 

 ...

 


DERS KONUSU: "İLİŞKİLERDE SEKS: NE ZAMAN, NASIL, NE KADAR YAŞANMALI?"

- Cinselliğin bir ilişkide yeri nedir?

- Ne zaman yaşanmalıdır?

- Sevişmekten korkuyor musunuz?

- "Yoksa sizi kullanıyor mu" diye düşünmeden duramıyor musunuz?


AKLINIZA TAKILIP DA KİMSEYE SORAMADIĞINIZ SORULARI İLHAN UÇKAN'A SORUN!

Her dersin sonunda, katılımcıların kişisel soruları da cevaplanacaktır.


"Aşk Dersleri" artık online! 

 

--- Tek ders, tek konu! --- 

------------------------------------------

 

Ders süresi 1,5 saat!


Derse katılım için: (0090) 532 518 3777


...

 

HER KISKANÇ KADINA BİR TOMBUL ERKEK!

 

Pratik Aşk Yemekleri:

 

Makaron pasta:

Malzemeler:

2 paket pötibör bisküvi

1 kutu hazır dondurma

 

Başlangıç:

Dondurmayı evde sıcak bir yerde bırakın. Kendi kendine erir nasılsa.

 

Hazırlık yapın: 

- Şimdi üstünüze güzel görünen bir şeyler giyin. 

- Hafif bir makyaj da yapın mutlaka. 

- Dudaklarınıza da kıpkırmızı bir ruju sürün ve sonra silin. Kabarık kabarık duran kiraz gibi dudaklarınız olacak.

- Bir de mutfak önlüğü takın lütfen. Pek güzel görünüyor. Ve her erkek için farklılaşmış bir anne imajını çağırabiliyorsunuz basitçe...

 

Pastayı hazırlama:

Sıra makaron pastayı yapmaya geldi...

- Dondurmanın eridiğini gördünüz ya, bisküvileri sanki pek beceriklice bir şey yapacakmışsınız gibi mutfak masasında güzel bir tepsiye açın.

Ama önemli bir nokta! 

Mutlaka sevgilinizin gözünün önünde yapın bunları. Yoksa ne anlamı var uğraşıp didinmeye?

Ona şöyle deyin mesela:

"Tatlım, pasta yapacağım... Sana bir çay koysam, benim yanımda mutfakta oturur musun?"

Ay, ne güzel bir ortam:)))

 

- Çok güzel bir pasta tabağı seçin lütfen!

- Tabağa sırası ile bir bisküvi biraz dondurma şeklinde kat kat bisküvileri dizerken, aralarını da bolca dondurmayla kaplıyorsunuz. 

- Bisküvileri dizerken yanınızdaki erkeğin / kadının dikkatini yaptığınız işe vermesi için "Hmm, çok güzel olacak... Bir bisküvi, biraz dondurma..." diye tarif edin her harekette...

- Dikkat etti ve yaptığınız işi anladı mı?

- İyi. Şimdi, "Canımın içi, sen iki dakika buna devam eder misin, ama sakın yaparken dondurmayı bitirme?" diyerek mutfaktan ayrılın. Kesin ve tatlı bir sesle söylerseniz hiç kimse "hayır" diyemiyor. 

- Aklınızda olsun, kahveli dondurma çok hoş bir tat. Ama siz gönlünüze göre seçin dondurmanızı...

- Mutfağa geri dönüş zamanınızı sevgilinizin işinin bitmek üzere olduğu bir zamana göre ayarlayın.

- "A, inanamıyorum! Ne güzel yapmışsııınnn!" diye bir övgüyü de mutlaka yapın.

- Şimdi "muhteşem şef aşçı" edasıyla dondurmalı bisküvi pastanızın en üstünü dondurmayla iyice kapatın.

- Ve pasta buzluğaaaa...

- Dondurma tekrar dondurmaya dönüştüğünde "makaron pasta"nız hazıırr.

 

Pastayı buzluğa koyduktan sonra yemek muhabetti ile sohbete devam...

Pastayı yemek istiyorsa yanınızda durur, ya da bir kaç saat sonra tekrar yanınızda biter. 

 

 

 

 

 

 ...

 

Şimdiye kadar yaşadığınız bütün ilişkilerinizi gözden geçirin ve tabii ki bu ilişkilerin nasıl bitirdiğini…

Yürümeyen ilişkiler belki de hep sizden kaynaklanıyordur.

Belki hep işkolik insanları seçtiniz, sonra da ihmal edilmekten şikâyet ettiniz.

Belki her şeyi kontrol altında tutmak isteyen birisiniz ama nedense hep havai, kuralsız ve isyankâr tipler sizi çekti.

Belki hep titiz, düzenli, kontrol meraklısı insanlarla birlikte oldunuz ama sonra onları üzerinize fazla düşmekle suçladınız.

Hayatınızın nasıl kurulduğuna, hayatınızda sürekli tekrar eden olaylara, örgülere bakmak çok yararlı olabilir.

Her zaman başınıza aynı şeyler geliyor olamaz ya! Böyle bir ihtimalin oranı herhalde oldukça düşüktür.

Belki de siz hayatınızı aslında başınıza gelecek şeyler için programlıyorsunuz.

Bu biraz karşıtını istemek gibi de aynı zamanda… Bir tür diyalektik yani…

Belki bir ilişkinin uzun sürmesini hiç istemediniz.

Korktunuz.

Uzun süren sağlam bir ilişkinin hayatınızda yaratacağı değişime kendinizi hazır hissetmediğiniz için korktunuz. Dolayısıyla, gizliden gizliye ilişkiyi sakatlamak için elinizden geleni yaptınız.

Belki siz tam da başınıza gelen şeyleri yaşamak istediniz…

Durup bir değerlendirme yaparsanız aynı hataları tekrar tekrar yapmaktan kurtulursunuz, ya da neden böyle olduğuna uyanıp bir çözüm bulursunuz.

Ama sakın ha bunları karşınızdaki kişiyle paylaşmayın. Sadece onun kafasını karıştırmış olursunuz. O eski ya da yeni sizin sevgiliniz, terapistiniz değil.

Birincisi durumunuzu açık ederseniz hasta gibi görünebilirsiniz; ikincisi aleyhinize kullanılacak sağlam bir malzeme sunmuş olursunuz.

Büyük hata!

Sürekli dönüp dolaşıp kendinizi terk edilmenin eşiğinde buluyorsanız, durup bir düşünün.

Oynuyor musunuz, oyuncak mı oldunuz?

 

...

Arama:
ILISKINIZI SANSA BIRAKMAYIN!

ARŞİV: