İLİŞKİLERDE "SIFIR HATA" GARANTİSİ İÇİN...

 


“Tek istediğim huzurlu bir ilişki!"

 

Ben “huzurlu ilişki” istediğini söyleyen kadınları hiç ama hiç anlamam.

Bence bu isteğe kapılmanın kendisi vahim bir hata!

Çünkü kimyamıza ters!

Böyle ters bir isteğin kurgusuna kapılmak da bizi bir değil birçok hataya açık hale getiriyor.

Bir kadın neden her an değişen hormonlarını yok sayıp, huzurlu olmak adına kendini bu kadar sıkıntıya sokar ki?

Akıl var mantık var!

Hem de kimya var…

Zaten “huzur” dediğimiz şey erkekler içindir.

Daha doğrusu erkeklerin “huzur” olarak algılayıp teslim olacakları bir ruh hali…

Önemli olan bu algının sosyal ve ekonomik oyunun piyasa koşulları yüzünden mi, yoksa bizim özene bezene yarattığımız bir huzur / huzursuzluk ikilemi sonucunda mı oluştuğu ve elbette “kimin işine yaradığı”

Erkekler için huzurun bedeli vardır, önemli olan bu bedeli kime ödedikleridir…

“Nasıl yani?” demeyin.

 

Az sonra!

 

Öncelikle düşünelim bakalım, “huzurlu” diyebileceğimiz tek bir kadın tanıdığımız var mı?

Yok.

Gördünüz mü?

“Hayal” dememek için “ütopya” diyelim bari.

E, o zaman biz kadınlar “huzurlu ilişki” deyince ne anlıyoruz diye bir daha düşünmekte yarar var, değil mi?

Bizim “huzur” algımız farklıdır, çünkü biz farklıyız.

Huzur klişesinin hayalini kurmaya başladığımız andan itibaren kendimizden uzaklaşır, hataya teslim oluruz.

Yanlış yani.

Bizim değil, erkeklerin huzur adına bize teslim olmaları gerekiyor. Gördünüz mü tersliği şimdi?

Peki, kimyamıza uygun “huzur” ne menem bir şey olabilir ki?

 

Bir bakalım…

 

  • Mesela, “kaybetme korkusu yaşamayacağımız bir ilişki” bizim için “huzurlu ilişki” olarak tanımlanabilir...

 

Ama “kaybetme korkusu” yaşamadığımız bir ilişkiden de hiç tat almayız ki biz…

Öyle kocaman bir kaybetme korkusu değil ama azıcık içimiz titreşmeli ki ilişkimize sahip çıkalım. Muhtemel hatalara baştan uyanalım.

Hem kadın milletinin aşkı terk edildiğinde depreşir. Demek ki, kaybetme korkusu olmayan ilişkinin de hataya açık olmaması gerektiğine göre, “huzurlu ilişki” istediğimiz yanılsaması bu anlamda tehlikeli…

 

  • Ya da diyelim ki, “bizi aldatmayacağından emin olduğumuz bir erkekle yaşayacağımız ilişki” bizim için “huzurlu ilişki” sınıfına girebilir…

 

Yok, bence bu da olmaz.

Bir ilişkide karşımızdaki kişiye hissettiğimiz aşkın canlı kalması için bizi aldatacağı düşüncesinin, aslında daha doğrusu bir başka kadın tarafından “kapılacağı” korkusunun canlı olması gerekiyor.

Elbette ki yine “sıfır hata” garantisi için…

Yoksa salarız kendimizi de, yüzümüze bakılacak halimiz, ne kendimize ne karşımızdakine sahiplenecek dermanımız kalmaz. Hata üzerine hata yapmamızdan daha doğal ne olabilir ki böyle bir durumda? 

“Rekabet”, bizim tazeliğimiz ve güzelliğimiz, hatta bakımlı olabilmemiz için şart!

Rekabet, duygusu bile bizi harekete geçiren nadir insani ve sosyal ilişki hallerinden biri.

Hele hele rekabet daha gerçekleşmeden, içimizdeki rekabet duygusuyla kendimizi herhangi bir rekabet durumunu yönetmeye hazır bulmak, oyun teorisi başta olmak üzere her türlü değer yaklaşımında, ekonomik, askeri, kültürel, siyasal vb. her toplumsal sürecin en önemli kazanma, gelişme, avantaj elde etme, yeniden inşa hedefinin odağındadır.

Üstelik bu her an kendi kendine rekabet yaşayıp kendini helak etmek anlamına gelmez.

İnsani rekabet duygusunu taşıdıkça durum size kendini açık eder o kadar.

Ama gevşeyip, kendini bırakıp durumun sizi yönetmesine izin verecek kadar da “huzurlu” olamazsınız.

İşte kadınların değişken kimyasına ters bir “huzur algısı” daha…

E, peki nerde huzur?

Yok işte!

Sevgilimizin tasmasını elimizden bırakmayalım diye, kurtlar kapmasın kuzucuğumuzu diye yüreğimizden tik taklar yükselirken nerde bu huzur?

Nerde bu huzur? Sorarım size?

“Yalnızca paranoyaklar ayakta kalır” ya da “paranoyak olmanız takip edilmediğinizi göstermez” demeyeceğim, hayır.

Biz kadınların kimyasına uygun bir “huzur” algısı da var elbette. Ama bu hissin genel geçer huzur kavramıyla hiç ilgisi yok…

Bu, değişirken değişime hazır olmanın verebileceği bir huzur…

Bu, kendinden emin, kendisi hakkındaki en temel bilgiye sahip olmanın, yani her an değişeceğini ve bu değişimin hoşuna gideceğini, değişiminin hareketiyle karşısındakini ve ilişkisini canlandıracağını bilmenin verdiği bir huzur olabilir ancak…

Kendinden hoşnut kılan ve harekete geçiren “neşeli bilginin” huzuru…

Hata geçirmez bir ruh hali… 

Ama biliyorum ki, bu huzur öyle içine gömülüp keyfini çıkaracağınız bir his değil.

Hele ekonomi ve kültür denilen toplumsal oyunda işleyen “hayal mekanizmaları”nın ürettiği klişe huzur hayalleri zihnimizin ve algımızın her karanlık köşesinde bizi hile ve aldatmacayla tuzağa düşürmeyi beklerken, gevşemeyin zaten…

Dolayısıyla ben de size kendinizi bu adil olmayan saldırıdan koruyabileceğiniz hileler hazırladım.

Nefsi müdafaa meşrudur.

İlhan Uçkan, Kadın Tamir Servisi, Artemis Yayınevi

RANDEVU: 0 533 303 1024


 

 

Toplam Yorum: ...
  • 2013-11-18 23:36:13 +0200
    İlhan Hanımcıgım bu kitabınızıda satın almak istiyorum.Nasıl satın alabilirim bilgisini rica ediyorum Teşekkürler
captcha
Resimde gördüğünüz harfleri yukarıdaki alana giriniz