Röportaj: "TATLI BİR 'AŞK' GÜNÜ...

 

 

  İlhan Uçkan "Sevgililer Günü’nü, sevgililer için tatlı ve hediyeli, sürprizli bir gün olma bağlamından çıkarıp, duygusal boşluklarımızla sıvayıp, kendimize de “başarısız” damgasını vurarak kapatırsak yazık ederiz. Sevgililer gününün içeriğini abartmayalım bence. Sadece tatlı bir aşk günü. Güzel bir gün. Her yıl var bu günden. Hatta her gün..." dedi.

Tutku Talınlı
Yayınlanma tarihi: 13 Şubat 2015 Cuma

 

Türkiye'nin ilk ‘ilişki danışmanlık şirketini’ kuran İlhan Uçkan iş tanımını “Aşk için stratejiler üretiyorum” diyerek yapıyor. Akademik eğitimini sanat üzerine alan Uçkan “Bu iş benim için daha keyifli 'Büyücüyüm' demek gibi ama kesinlikle büyücü olmaktan daha ilgi uyandırıcı” diyor. 60 ülkeye danışmanlık hizmeti veriyorlar ve son olarak Etyopya'yı eklemişler listelerine. İlişkileri ve sevgililer gününü bir de ondan dinleyelim...

 

  • - Öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz?

Yaklaşık iki yıl önce evimizi İstanbul'dan Paris'e taşıdık. Fransızcamı ilerletmek için dil kursuna gidiyorum ve en çok duyduğum soru bu. Çünkü her yeni kurs katılımcısı geldiğinde  kendimizi tanıtıyoruz. Ben şöyle diyorum; “İstanbul’dan geliyorum. Türküm. Yazar, gazeteci ve danışmanım. Spor yapmayı sevmiyorum. Parkları ve sokaklarda dolaşmayı, eski binaları seyretmeyi seviyorum. Hava soğuk olsa da kafelerde dışarıya oturmaya bayılıyorum... 

Tabii hemen arkasından hangi konuda danışmanlık yaptığım sorusu geliyor. O zaman da “Aşk için stratejiler üretiyorum” diyorum. Oldukça eğlenceli. “Büyücüyüm” demek gibi. Ama kesinlikle büyücü olmaktan daha fazla ilgi uyandırıcı.

Mesleki olarak cevaplayacak olursam; akademik eğitimini sanat üzerine almış, algı yönetimi, optik oyunlar ve insan ilişkilerinde oyun kavramına odaklanmış, yeni şeyler öğrenme delisi, kafası oldum olası hınzır formüller üreten, doğuştan oyuncul bir bakışa sahip, duygusal refleksleri, sesin insanlar üzerindeki etkisini, farklı alanlarda dilin özelliklerini, ilişkilerde zamanlamaları inceleyen; cesur stratejiler üreten, ve “mutlu aşk vardır” diye çekinmeden söyleyen biriyim. 

"Mutsuz aşk" kavramı, tamamen “ekonomik” bir yaklaşımın üretimi. Kim mutsuz aşkı besleyen söylemlerde bulunursa, onu “dolandırıcı” olarak işaretliyorum.

 

 - İlişki uzmanı tam olarak ne demek? İlişki terapistiyle arasında ne gibi bir fark var?

"İlişki uzmanı" tam olarak kötü bir şey demek:)) Ben ilişkiler konusunda uzmanım, ilişki stratejileri üretiyorum. Kısaca "İlhan Uçkan". Ya da "danışman" ya da "stratejist". Adının bir önemi yok.

Baştan beri bir çok isim bulunmaya çalışıldı. İlk olmanın dezavantajı ama eğlenceli de. "İlişki uzmanı İlhan Uçkan" diye takdim ediyorlar, bir röportajda ya da televizyon kanalında… "Ben ilişki uzmanı değilim" diyorum ama kimse duymuyor. Sonra her yer "ilişki uzmanı" doluyor. "Bu kötü bir şey, ben ilişki danışmanıyım" diyorum. Her yer "ilişki danışmanı" doluyor. En son köşe yazarlığı yaptığım dergilerden birinde kendimi "Aşk Gurusu" ilan ettim. Zira aslında hiçbiri tam olarak tanımlamıyor yaptığım işi. 

Bir terapistten çok farklı çalışıyorum.  İlişki terapisi "bingo" oyunusuysa eğer, ben bir "go" oyuncusuyum. 

Bana danışanlardan tek istediğim, yorum katmamaları şartıyla yaşadıkları ilişkiyi anlatmaları. 

İletişim hilelerini, karşı tarafta uyandıracakları çağrışımları nasıl yöneteceklerini, nasıl aşık edeceklerini, nasıl "kaçtım-kaçıyorum oyunu" oynayacaklarını, nasıl evlenme teklifi alacaklarını, "kaygan zemin" nedir, terk etmek nasıl bir yön şaşırtmadır gibi muzip şeyler gösteriyorum. Hem oynuyoruz, hem öğreniyoruz. O sırada yaşadıkları ilişki bizim için her ne kadar “hedef” durumunda olsa da, gerçekte biz onu “konu mankeni” olarak kullanıyoruz.

Ayrıca, küçük gruplarla “Online Aşk Dersleri” yapıyoruz. Özellikle bir konuya fikslenip, sohbet biçiminde geçen dersler… Örneğin, ilişkilerde "zamanlama" inanılmaz derecede önemlidir. “Bir ayda nasıl evlenirsiniz?” konulu bir dersimiz var. “İlişkilerim en fazla bir ya da iki ay sürüyor” diyenler, nedenini bu derste çok net görebiliyor. Zira zamanlama hatası yapıyorlar. 

 

- Türkiye'nin ilk ilişki danışmanlık şirketini kurdunuz. Böyle bir şeyin ihtiyaç olduğuna nasıl karar verdiniz?

Aslında “ihtiyaç var”, “böyle bir alan var”, ya da “iyi bir iş” diye düşünmedim. Bir kazanç hedefim olmadı. 

Gerçek adı “Uçkan Danışmanlık” olan ama bizim “Aşk Fabrikası” dediğimiz bir şirketimiz var.

İçinde pembe kalpli şekerler, ev kurabiyeleri olan, son derece hınzır ve keyifli küçücük bir şekerci dükkanı gibiyiz.

Şirketi kurduğum ilk günden beri sayısız büyük şirketten büyüme amaçlı bir çok teklif aldım. Alıyoruz. Belki ileride isim hakkımızı devredebiliriz. Bilmiyorum. Artık ister istemez ciddi bir marka haline geldik. Ama biz aile şirketi gibiyiz. Tuncay Bey; yol yordam gösterenimiz, babamız ve mali müşavirimiz, Melike Hanım; Büyük patron, her şeyi yöneten kişi, Bilkent Uluslararası İlişkiler mezunu, aynı zamanda ailemin parçası olmuş biri. Canan Hanım; Pedagojik dil konusunda eğitim almış, sosyal ortam konusunda uzmanlaşmış, ve online dile son derece hakim, cin gibi biri. Bir de ben. 

Bize gelenler “mutfakta çay içerken sohbet ettiğimiz” insanlar gibi oluyor. İlişkilerinin aslında “kendi doğru adımlarına” bağlı olduğunu uygulamalı olarak gösteriyoruz. Aşkın tesadüf değil, akıl işi olduğunu gördüklerinde tepkilerine çok gülüyoruz. Pasta, şekerleme satmıyoruz, nasıl yapılır diye atölye çalışması gerçekleştiriyoruz.

Ama ısrarla aynı hataları yapmaya kalkanları istemiyoruz.

Sonuca odaklıyız. Amaç “lay lay lom aşk sohbeti” yapmak değil kesinlikle, aslında “sorun” gibi görünen şeylerin ne kadar basitleştirilebileceğini göstermek ve birlikte üstesinden gelmek. Kriz yönetimi yani. Tabii bazen krizi biz yaratıyoruz. 

60 ülkeye danışmanlık hizmeti veriyoruz. En son Ethiopia katıldı aramıza. Kendimizle pek övünüyoruz.


- Erkeklerin psikolog veya danışmanlara bakış açısı malum, daha çok kadınların ısrarıyla buralara gidiyorlar. Sizde durum nasıl?

Görüştüğümüz kişilerin yüzde 45’i erkek. Ve bu yüzde 45’lik kesimin yaklaşık yüzde 70’i yurt dışında yaşayan kişiler.

Kadınlara göre daha zor hareket kabiliyetleri olduğu kesin. Kadınları anlayamamak diye bir şey olmadığını, aslında bunun basit bir “Menstrual Calender” ”app”iyle bile çözülebilir olduğunu gördüklerinde şaşırıyorlar. 

Psikolog ve terapistlere gitme konusunda, evet, ancak zorda kaldıklarında, “Hani bir gitmiş olalım da, sen de rahatla” gibi gidiyorlar. 

 

- Bir danışan profili çıkaracak olursak daha çok kimler geliyor size? Evli ya da sevgili?

Yaklaşık yüzde 60’lık bir kesim evlenmemiş. Yüzde 40 da evli ya da boşanmış kesim. Bazı meslek grupları daha belirgin durumda; doktorlar, bankacılar / finans sektörü, avukatlar, öğretmenler,  gayrimenkul sektörü, ithalat ve ihracat uzmanları ve farklı konularda kendi işinin sahibi olanlar. Yaş aralığı çok geniş. 

 

- Danışanlarınızdan en sık duyduğunuz problem nedir?

Terk edilme, evlilik için adım atamama ve küçük nedenlerle bitme aşamasına gelmiş ilişkiler, evlilikler…

 

- Peki bu kadar kişinin sorunu ve problemleriyle uğraşıyorsunuz. Sizin de ilişki danışmanına ihtiyaç duyduğunuz zamanlar olmuyor mu?

Olmaz olur mu. Güzel bir ailem var. Çok sevdiğim bir eşim, ölüp bittiğim küçük bir kızım... Ama bazen çatlatıyor insan! 

İlişkilerdeki sorunları sadece aşki sorunlar diye görmemek gerek. Bazen ekonomik, bazen sağlık… Örneğin çok ünlü bir kalp hastalıkları profesörümüz, kalp krizi sonrasında neredeyse yüzde yüz oranında değişen karekterler konusunda ailelere destek verebilir miyim diye teklif etmişti. 

Kendi adıma, öyle güzel bir koza oluşmuş ki çevremde. Tam teşekküllü bir aşk fabrikasının ortasındayım ben:)))

 

- Sevgililer Günü sizin için ne ifade ediyor? Sokaktaki her üç kişiden belki de biri sevgililer gününün önemsiz olduğunu düşünüyor. Ama o gün geldiğinde içten içe belki de karşı taraftan bir şeyler bekliyoruz. Bunu ifade edememizin sebebi ne sizce?

Sevgililer Günü’nü, sevgililer için tatlı ve hediyeli, sürprizli bir gün olma bağlamından çıkarıp, duygusal boşluklarımızla sıvayıp, kendimize de “başarısız” damgasını vurarak kapatırsak yazık ederiz. Kendimize yazık ederiz. Kurban Bayramı’nda kendinizi kurban gibi hissetmiyorsanız, sevgililer gününün de içeriğini abartmayalım bence. Sadece tatlı bir aşk günü. Güzel bir gün. Bir yıl sonra tekrarı var. Hadi kendimize güzel, tatlı, şefkatli, ev yapımı, yumuşacık hamurdan bir sevgili bulalım. Seneye bize hediye alır. Yemeğe götürür. Belki evde oturup televizyon seyrederiz. Her yıl var bu günden. Hatta her gün...

 

 

 

 

Toplam Yorum: ...
captcha
Resimde gördüğünüz harfleri yukarıdaki alana giriniz